Lojistik sektörünün ülkemizdeki eksik yanları nelerdir?

Sektörün ülkemiz içindeki durumunu görebilmek için ilk olarak SWOT ANALİZİNİ çıkarmak gerekir aslında. Buna göre baktığımızda;

Güçlü Yönler:

  • Jeolojik stratejik önemi ile Türkiye gelişmekte olan Orta Doğru ve Türkiye Cumhuriyetlerinden Avrupa’ya uzana bir yol, koridor üzerinde aslında bir merkez, HUB konumundadır.
  • Çok uluslu lojistik şirketlerinin birleşme veya satın alma şeklinde sürdürdüğü ülkemizdeki varlıkları, yerel şirketlere bunların teknik ve teknolojik bilgi, birikim ve yatırımlarından faydalanma imkanı sunmaktadır.
  • Türkiye’de Avrupa’nın en büyük kamyon/Tır filosu ve gelişmiş karayolu taşımacılık sektörü bulunmaktadır.
  • İş gücü düşüktür.
  • Ve en son Pandeminin de etkisiyle, CDS puanları çok yükselmiş, enflasyonun da yükselmesi ile TL değer kaybetmiş ve kaybetmektedir. Bu sebeple tercih edilmektedir özellikle AB ülkeleri tarafından.

Zayıf Yönler:

  • Fiyat odaklı rekabet yüksek kalitede hizmet sunan firmaları zorlamakta ve özellikle kamyon/tır taşımacılığındaki kar marjlarını olumsuz etkilemektedir.
  • Sektördeki kayıt dışı faaliyet haksız rekabete yol açmaktadır. U-ETDS uygulamaya geçtiğinde bunun önüne de geçilmeye başlanacaktır süre ve süreç içerisinde.
  • Özellikle demiryolu ve denizyolu alt yapısında modernizasyona gidilmesi gerekmektedir eksiklerin giderilmesi için.
  • Kalifiye eleman yetersizliği.
  • Demiryolu tercihinin düşük olması.

Bu analiz sonucuna baktığımızda fırsatlarının da olmasının yanında tehditleri de ülkemizde sektörün. Tehditlerden bazıları; küresel ekonomik kriz, petrol fiyatlarındaki artış, deniz taşımacılığında Yunanistan ve kara taşımacılığında Bulgaristan önemli rakipler ki Macaristan’da bu rakipler arasına girdi. Karayolu taşımacılığındaki kotlar, vize ve belge sorunları bu tehditler arasında sayılabilir.

Fırsatlar arasında ise; uluslararası ticaretin giderek artması, ülkemizin olası AB üyeliği ve bunun yaratacağı olumlu etki, yeni limanların inşa edilebilmesi için uygun bir ülke olması, sektörün büyüklüğü ve halen aç olması, Avrupa Ulaşım Ağı Projesi olan TEN-T demiryolu ağının Türkiye üzerinden geçmesi ve teknolojinin hızı gelişim göstermesi şeklinde sayabiliriz.

Bunların yanı sıra eksik yanlarımız;

  • Üretim ölçekleri küçüktür,
  • Tecrübeli eleman özellikle yönetici eksiği vardır.
  • İthalat ve ihracat formaliteleri çok fazla
  • Bilgi teknolojisi kullanımı oranı düşüktür.
  • Eldeki mevcudun modernize edilememesi, gibi sayabiliriz.

Bu eksik yanları nasıl “eksik yan” olmaktan çıkarıp lehimize çevirebiliriz?

Eksik yanlarımızı elbette ki fırsata ve/ya güçlü özelliklerimiz arasına alabiliriz ancak bunu başarabilmemiz için;

  • Maliyet Minimizasyonu
  • Nakliye maliyet ve sürelerini kısaltmak
  • İşçilik maliyetlerini azaltmak
  • Minimum stok bulundurarak stok maliyetlerini azaltmak
  • Aynı anda farklı markaları taşıyarak müşteri ve hizmet veren firma için maliyetleri azaltmak
  • Sermaye harcamalarının azaltılması
  • Outsourcing – Insourcing yapmak
  • Ölçümler; Müşteri memnuniyet ve performans ölçümleri

Yeni Sabit Yatırımlar

  • Depo, antrepo yatırımları
  • Raflama sistemi (fiks ve kaotik raflama, otomasyon)
  • Bilgi işlem departmanlarını yenileme ve sistem yazılımlarını etkinleştirme
  • Araç filosunu yenileme
  • Ürün Çeşitliliği (belli ürünlerin üretim ve ihracatında yoğunlaşmamak)
  • Kontratlı Satış (müşteri ile uzun süreli sözleşme yapmak)

U-ETDS

Lojistik sektöründe rekabet avantajı elde edebilmek amacıyla ayrıca 10. Kalkınma ve Eylem Planından belirtilmiş, Master Plana dahil edilmiş her bir maddenin de gerçekleştirilmesi gerekmektedir ki aynı zaman LPI’nde de ilk 10-20 arasına girebilelim.

  • Gümrükler: Gümrük ve sınır işlemlerinin etkinliği
  • Altyapı: Ticaret ve ulaştırma altyapısının kalitesi
  • Uluslararası Taşımacılık: Uluslararası taşımacılığın düzenlenmesinin kolaylığı
  • Lojistik Yetkinlik: Lojistik hizmetlerin kalitesi ve yetkinlik
  • Yük İzleme: Sevkiyatların takibi ve izlenmesi
  • Zamanlama: Sevkiyatların planlanan zamanda yapılması

Ve ayrıca Kalkınma Bakanlığı tarafından sayfasında da belirtilmiş olan;

  • Lojistikte strateji ve kurumsal yapılanmanın oluşturulması
  • Şehirlerde lojistik altyapının iyileştirilmesi
  • Gümrük işlemlerinde etkinliğin sağlanması
  • Büyük ulaştırma altyapı yatırımlarının tamamlanması
  • Sektörde faaliyet gösteren firmaların rekabet güçlerinin arttırılması (ar-ge, inovasyon, şirket birleşmeleri)
  • Yurtiçi lojistik yapılanmasının yurtdışı yapılanmalarla desteklenmesi şeklinde, sıralanabilir

Sizce, yaklaşık 1,5 senedir devam eden Pandemi süreci ülkemizdeki lojistik ağını nasıl etkiledi? Bu süreçle birlikte eksik yanlar çoğaldı mı? Yoksa azaldı mı?

İhracatta AB’nin payı artıyor. Pandemi nedeniyle artan konteyner krizi 2021 yılında da devam ediyor olacak. Çin konteyner üretmeye başlamış olsa da, mevcut konteynerler çıkış noktalarına geri dönemedikçe bu krizin bitmesi mümkün değil. Çin üretime başlamış olmasına rağmen, Amerika ile olan ithalat ve ihracat süreci artarak yeniden başladığından ancak kendine yeterli olacaktır bir süre. Bu durum deniz taşımacılığında tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de olumsuz etki yaratmıştır. Ne var ki; Pandemide Avrupa’da kapanmaların bitmesiyle Avrupalı ülke insanlarının siparişlerini fazlasıyla birikmiş olması ülkemize olumlu yönde etki etmiştir. Üretime devam ederek aynı zamanda ihracatta da artış yaşanmış ve karayolu taşımacılığında araç bulunamaz duruma gelinmiştir. Ne var ki; bu durumun sürdürülebilir olması için Türkiye’nin üretime ağırlık vermesi gerekmektedir.  Ancak Türkiye’nin önünde bir engel vardır ki; maalesef hammadde kaynakları sınırlıdır ve tükenmek üzeredir. Bu durumda Türkiye hammadde ithal etmek zorunda kalacaktır. Bu durumun bir avantajı varken bir de dezavantajı olacaktır.

Nedir bunlar?

Dezavantajı: TL’nin değer kaybetmesi nedeniyle bu süreç maliyetli olacak üretim maliyetine de bu durum etki edecektir. Düşük işçilik maliyetleri nedeniyle üretim maliyetlerine destek olacak olsa da Türkiye’de işçilik ücretlerinde bir artış söz konusu olamayacaktır. Bu durumda kalifiye personel tedarikinde sorun yaratacaktır.

Avantajı: ihracat yapan firmaların araçları dönüş yükü de bulabilecek ve boş dönmeyecektir ki bu durumunda navlun fiyatlarına olumlu yansımasını ümit edelim. Ne var ki; Avrupa’nın sipariş yoğunluğu devam ettiği sürece fırsatlar değerlendirilmek istenecek ve navlun fiyatları sabit tutulmaya ve hatta artması bile söz konusu olabilecektir.

Bunların haricinde Türkiye’nin eksik yanları azalmamış ancak fırsatlar doğmuştur. Şöyle ki;

  • Tedarikçi seçiminde tüketim pazarlarına yakınlık
  • Türkiye, Avrupa ile Asya arasında köprü konumu
  • Tekstilden kimyaya birçok sektörde Çin’e alternatif görülmesi
  • Üretim kabiliyetinin yüksekliği
  • Pandemi döneminde üretimde ciddi kesintilerin olmaması
  • Kalifiye ve nispeten ucuz iş gücü, piyasa koşullarına hızlı tepki verebilme potansiyeli Tedarik zincirlerinin dayanaklılığı ve çevikliği, şeklinde.

Lojistik sektöründe son zamanlarda yaşanan global çaptaki sorunlara karşı ülkemiz ne gibi önlemler aldı?

Ülkemizin bu alanda aldığı çok fazla bir önlem yok ancak olanı paylaşalım buradan. Öncelikli olarak acil olan aşılamanın turizm sektöründe birçok tesis çalışanlarına yapıldığı gibi lojistik sektöründe hizmet veren tüm firma ve çalışanlarına yapılması gerekmektedir. Operasyonel olan günü kurtarmak için yapılan planları bırakarak stratejik ve sürdürülebilir planlar yapılması zorunludur.

Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Alanı Anlaşması ile ülkemiz ihracatçılarının bu kıtaya açılmasına olanak sağlandı ve aslında bir önlem gibi düşünebiliriz ancak ne olursa olsun Avrupa bizim için öncelikli ticaret kapısı. TL’nin değer kaybettiğinden bahsetmiştim. Bu durumun bir avantajı Avrupa ülkelerinde yaşayan gurbetçi Türklerin yaşam alanlarının ihtiyacı olan eşyaları ülkemizden temin eder hale gelmeleri oldu diyebiliriz. Bu sayede mobilya ihracatında da ilerleme kaydedildi.

Bir başka çalışma ise havayolu taşımacılığında durmadan çalışmalar ve taşımalar devam etti. Karayolunda sınırlar kapatıldığında bile havayolu taşımacılığı durmadı. Karayolu taşımacılığında sınırlarda çevik stratejiler ile araçların bir şekilde oluşturulan karantina bölgelerinde dorse değiştirerek ve de demiryolunda katarı sınırın diğer tarafına yiterek karşı tarafın karışamaması şeklinde ticarete ve ihracata devam edildi. Avrupa ülkeleri tam kapanma nedeniyle tarım yapamaz ve korkudan çalıştıracak insan bulamazken, ülkemiz mevsimlik işçilere ve hasat zamanı gelmiş ürünlerin toplanabilmesi için toprak sahiplerine çalışma ve şehir dışına çıkış izni verdi. Bu sayede üretim devam etti, üretilen ürünler marketlerde ve semt pazarlarında halkımızın tüketimine sunuldu. Tarımda devam eden üretim sayesinde gıdada ihracatta da artış yaşandı.

Sektör temsilcisi firmaların kendi içlerinde aldıkları bazı önlemler ülkemizin lojistik ve taşımacılıkta kazançlı, fırsatı değerlendirebilir bir durum yarattı. Bu önlemler; dijital dönüşüme hızlı adapte olmak, ihtiyaç duyulan dönüşüme yatırım yapmak, dönüşümde bazı firmaların yapay zeka kullanımı, e-ticarette hızlı büyüme, uzaktan çalışma moduna hızlı adaptasyon, IoT (nesnelerin interneti)’nin kullanımı, akıllı projeler, temassız taşımacılık ve teslimat şeklindedir.

Dijital dönüşümde ülke olarak yatırımlara hız vererek Endüstri 5.0 ve hatta 6.0 a hazırlıklı olmalıyız. Yakında kullanımına geçilecek 5G ve hatta 6G için de ülke olarak ihtiyaç duyulan yatırımların yapılması, alt yapının hazır hale getirilmesi şart. Demiryolu ağımızı hızlı ve yenilikçi bir şekilde geliştirerek Asya ile Avrupa arasındaki köprü rolünü üstlenmek, kullanımını yaygınlaştırarak, Asya ülkelerine ulaşır hale gelmek ve karbon ayak izinin temizlenerek yeşil lojistikte önemli adımlar atmamız gerekmektedir. Her yapılan yatırımın bugün için değil, gelecek ve gelecekte de devamlılığı olacak şekilde yapılması şarttır.

Aslında biraz düşündüğümüzde alınan bir önlem değil ancak orta koridorda önemli bir HUB, transfer ve aktarma merkezi haline gelebilmek için yapılmış olan İstanbul Havalimanını çok iyi değerlendirmeli, dünyanın merkez üssü haline getirmeliyiz. Elbette ki bu havalimanına ulaşım ağını da iyi kurgulamalı ve elimizi çabuk tutmalıyız. Küresel tedarik zincirinde artık tek bir ülke söz sahibi değil. Bu sebeple bu fırsatı da yakalayan ülkemiz iyi değerlendirmelidir.

Tüm bunların yanında yeni gelişen teknoloji ile kurulan lojistik sistemlerinin, ülkemizin gümrük kapılarıyla uyumlu hale gelemediği için, büyük sıkıntılar çıkardığı biliyoruz. Peki, bu konu hakkında düşünceleriniz nelerdir?

UND ve UTİKAD tarafından yapılan çalışmalar sayesinde bazı olumlu gelişmeler yaşandı ancak bunlar yeterli değil. Bu sıkıntıların asıl kaynağına inebilmek için öncelikle 10.Kalkınma ve Eylem planına ve burada oluşturulmuş olan Master Plana bir bakmak gerekir. Gümrük kapılarında uyum derken aslında ülkeler arasındaki siyasi ve uluslararası ilişkiler düzeyine de dikkat çekmek lazım. Kendi kapılarımızdaki sorunları kısmen çözüyoruz ve çözmeye çalışıyoruz ancak bunun kapılarımızdan geçiş yapılan ülkeler tarafından da yapılıyor olması önem arz ediyor. Örneğin; Bulgaristan geçişlerinde bizim kapımızdan ne kadar hızlı çıkarsanız çıkın karşı tarafın kapısı hızlı olmaz ise, sistemleri çalışmaz ise ve/ya birden 10-12 noktadan çıkarken Bulgaristan tarafında 2 noktadan giriş yapabiliyorsanız ne yapabilirsiniz? Hiçbir şey. Yapmanız gerek ilk ve tek şey dua etmek sistemleri çökmesin, kapıda bir çok TR plakalı aracı durdurarak boşaltmaya kalkmasın diye. Bulgaristan ve Romanya başlı başına karayolu taşımacılığında bir sorun. Yeni açılan demiryolu hattı ile bu hattı kullanmaya başladığımızda ve artışa geçtiğinde belki bir nebze daha destek olacaktır. Ayrıca bu geçişlerde sorunsuz devam edebilmek için yerli yatırımcı yabancı plakalı araçlar kullanmaya çalışıyor. Macaristan geçişimizde sürekli yaşamakta olduğumuz Dozvola sorununu kısmi olarak bu ülke ile yapılan bir anlaşma ile çözmüş bulunuyoruz. Ama nereye kadar? Bir bilinmezlik var ve yapılan hiçbir şey sürdürülebilir değil maalesef. Bu sebeple uluslararası ilişikler çok önemli. Türkiye’nin yönetimi bulunduğu konum, sahip olduğu zenginlikler nedeniyle inanın kolay değil. Çok uyanık ve birazda sinsi olmanız gerekiyor. Tün bunların yanında birbirinin kuyusunu kazan sektör temsilcileri varsa vay halinize. Burada size ve okurlarımıza “sepetteki yengeçler hikayesi”ni hatırlatmak isterim. Bu hikaye tam bizim ülkemiz insanına göre. Türkiye teknolojiyi çok önce kullanmaya başlayan ve çok iyi kullanabilen bir ülke aslında ancak bu kullanım genellikle ilk olarak halkımızda başlıyor. Ülkeyi yönetenlerin bunda öncülük yapması, tüm saydığım olumsuzlukları içeren yatırımları yapması gerekmektedir. Birde tabi ticarette dürüstlük çok önemlidir. Esnafımız, mükellef dürüst olacak. Hem kendi halkına ve hem de yabancı yatırımcılara daima dürüst olunmadığı sürece yabancı yatırımcıda bize benziyor ve yatırım yapan en kısa sürede krizi fırsata çevirip bir darbe de onlar vurup kaçıyor. Yani vur kaç taktiği uyguluyorlar.

Ülkemizdeki Lojistik sektöründe, çalışma alanları çok geniş. Ancak, bildiğiniz gibi lojistik bölümü endüstri mühendisliği bölümüyle entegre bir halde olduğundan sahadaki kontenjan iki bölüme yeterli gelmiyor ve mevcut olan kontenjanda da endüstri mühendisleri bizlerden daha aktif halde rol alıyorlar. Siz bu konuda ne düşünmektesiniz ve sizce bu durum nasıl çözümlenebilir?

Ben bu soruya bir anekdot ile cevap vereceğim. Bir üniversitenin düzenlemiş olduğu etkinliğe katılmıştım ve buradaki konuşmacılardan birisi ünlü bir tekstil firmasının İK Direktörü idi. Kendisi anlatıyor; şirketlerinde üretim tabanlı olduğu için hep Endüstri Mühendisleri çalışıyormuş ki kendisi de onlardan birisi. Personel alımı yapacağız, gelen özgeçmişlerden birisi gözüme takıldı  baktım “Lojistik” mezunu ve hemen bu kişiyi görüşmeye çağıralım dedim diyor. Görüşme günü geldi çattı.  Ben ne planlar yapıyorum, herkes Endüstri Mühendisi, Lojistiği tanıtacağım mühendislerimize diye. Mülakata başlamışlar. Ben diyor, hemen ilk soruyu sordum “Lojistik ne demek?” ki görsünler lojistik mezununu öğrensinler lojistik ne demek diye. Karşımdaki genç ne diyeceğini bileme, kem küm etti, bocaladı ve bize bir şey söyleyemedi, diyor.

İşte buradan da anlaşılacağı gibi biz daha “Lojistik ne demek?” bunu bilmiyoruz. Herkes ezbere bir veya daha çok yorum yapıyor kaldı ki bazıları yorum bile yapamıyor.

Öncelikle seçtiğimiz branşın, içine girerek yapacak olduğumuz işin ne olduğunu öğrenmeliyiz. Lojistik bir dipsiz kuyuya benzer, ya bu kuyuya atılan bir taşın peşinden gideceğiz ya da o taşı biz atacak ve suda yaydığı dalgalar ile anlayacak, anlatacağız ve öğreneceğiz. Yalnızca okullarımızın müfredatlarına bağlı kalmamalı aynı zamanda araştırmalıyız. Lojistik ne demek? Tedarik zincirinin neresinde? Bir lojistik firmasında yalnızca taşımacılık ile ilgili departmanlar mı var? Uluslararası Ticaret nedir? Hesaplama ve simülasyon nasıl yapılır? Excel kullanmasını biliyor musun? Peki, dünya haritasını biliyor musun? Hangi ülke nerede? Bu harita üzerinden kaç tane kanal var? Bu kanalların hangisi ne gibi avantajlar sunuyor? Demiryolu ağı projeleri nelerdir? Ticaret savaşları ve etkileri? Küresel iklim krizinin Lojistikteki veya lojistiğin bu krizdeki etkileri nelerdir? Lojistik demek hesap kitap demektir. Sayısal lojistiğin her yerinde var. Hesap yapamazsan navlun teklifi veremez, bir aracın nerede ne kadar yakacağını bilemezsin. İhracatta güzergahları bilmelisin. Logical, analitik ve pratik düşünce yeteneğine sahip olmalısın.

Sen yani siz gençler, bunlara sahip olmaz ve “Bizde varız bu oyunda” demezseniz ve bunu göstermezseniz, her iş ilanına baktığınızda göreceğiniz aranan kişi sorunuzun içindeki o mühendisler olacaktır.

Daha fazlası ve SWOT analizinizi analiz etmek için benimle kontağa geçin.

Ve son olarak senelerdir bu sektörde yer alan biri olarak, daha çok yolun başında olan bizlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Bu soru sıkça bana olduğu gibi sektörde pek çok kişiye sorulan soru ve hep de aynı şeyleri duymanız beni üzüyor aslında. Ancak hiç değişmeyecek olmazsa olmazlar vardır. Peki! Nedir bunlar?

En başta Pandemi nedeniyle olan kaosu, krizi avantaja çevirmelisiniz. Nasıl mı? Okumak için vaktiniz var. Yazmak için vaktiniz var. Araştırmak için vaktiniz var. Ücretsiz eğitimlerden faydalanmak için vaktiniz var. Yabancı dil bu sektörün olmazsa olmazı, öğrenebilmek için vaktiniz var. En azından bir ucundan başlayabilirsiniz. Excel bu sektörde en büyük yardımcınız, kullanabiliyor musunuz? Sosyal mecrada istemediğiniz eğitim ve anlatımları var. Okulunuzun Erasmus anlaşması var ise bu fırsatı değerlendirebilme vaktiniz var. Yoksa da sosyal medya aracılığı ile ulaşabileceğiniz pek çok sosyal projeleri olan ülkelerin bu projelerine katılabilmek için hem imkan ve hem de vaktiniz var. Sosyal mecra da ve özellikle LinkedIn de takip edebileceğiniz pek çok sektör temsilcisi ve firma var. Mutlaka etkileşim kurmalı, yorum yapmalı ve en kötü “like” atmalısınız. Geleceğinizde bu saydıklarım sizin için çok büyük önem arz ediyor olacak. En önemlisi nedir biliyor musunuz; sizin kendinizi ne kadar tanıdığınız… Kendinizin kişisel farkındalığınız… Neyi seviyorsunuz? Neye yeteneğiniz var? Kendinizdeki eksik yanlarınız, tehdit oluşturan şeyler, fırsatlar ve geliştirmeniz gereken yanlarınız nelerdir! Bunları tespit edip kendinizi güçlendirmeli, kendinizde özgüven oluşturmalısınız. Güçlü bir özgeçmiş nasıl hazırlanır? Mülakat öncesi ne yapılmalı? Mülakatta nasıl davranılmalı? Vb. gibi.

Aslında daha önemli bir şey var. Yukarıda saydıklarımı yaparken zevk almalı  ve mutlu olmalısınız. Ne yaparsanız yapın severek ve isteyerek yapmalısınız. Hayatta bir şeyler elde etmek, edebilmek için çalışır ve çabalarken yaşamasını ve eğlenmesini de bilmelisiniz. Benim bir mottom vardır; ben mutlu değilsem çevremde kimse mutlu değildir. Bu sebeple önce ben mutlu olmalıyım ki çevremdeki herkes de mutlu olsun.

Yazar:
Gürkan KAVRAZLI
LogiRED – Strateji ve Operasyonlar Direktörü

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.
You need to agree with the terms to proceed

Menü