Küresel iklim krizi sebep, kıtlık sonuç…

2020 Mart ayında başlamış olan salgın nedeniyle kıtalar ve ülkeler içinde önce kapanmalar ve daha sonra kısıtlamalar yaşanmış, insanlar yaşam alanlarından dışarıya çıkamamış, çiftçi toprağını ekememiş ve toplama zamanı gelen ürününü hasat edememişti. Bu durum en başta “kıtlık” korkusu yaratarak insanlarda paniğe neden olmuştu. Ne var ki her şeyi göze alarak bağındaki ve bahçesindeki ürünü hasat etmesi ve yerine yenisini ekmesi için çiftçisine izin veren Türkiye bu korkuya bir nebze ilaç olmuştu. Lojistiğin durma noktasına geldiği bu salgında alınan hızlı ve çevik kararlar, pratik çözümler hem ulusal ve hem de uluslararası taşımacılıkta ticarete devam dedirterek önce bölgesel ve daha sonrada küresel lojistiğin önü açılmıştı.

Üreticilerin ürettiği ürünler binlerce kilometre uzağa gönderilecek olsa bile, tüketicinin kapısına ulaştığında taze olmalıydı. Bu durum elbetteki lojistik için zorluk çıkarıyordu. Tarım ürünlerinde üreticiler ve tedarikçiler ürünlerin tazeliğini ve bütünlüğünü korumalı, bu taze ürünleri zamanında ve güvenli bir şekilde tüketicilere ulaştırmalıydılar. Bunun için ihtiyaç duyulan yöntemler kullanılmalıydı. “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.” atasözünden de anlaşılacağı üzere; her bir ülkede yetişen ürünler, hammadde kaynakları tüm dünya ülkelerinin ihtiyacı durumundadır. Bu sebeple uluslararası ticaretin devam etmesi zorunludur. Dün olduğu gibi bugünde gıda ürünlerinin dünyanın çeşitli yerlerinden temin edildiğini düşünürsek, bu tedarik zincirinin yönetimi her zaman kolay bir iş değildir. Gıda ürünlerinin sıcaklığını ve ilk gün ki tazeliğini koruyabilmek için soğuk zincir lojistiğine gereksinim duyulmaktadır. Tedarik zinciri boyunca “sıcaklığa duyarlı” olan ürün ve malların güvenli bir şekilde taşınmasını içeren sürece “soğuk zincir lojistiği” denir. Bu ürünlerin arasında deniz ürünleri, et, tıbbi malzemeler ve ilaçlar yer alırken günümüzde ve gelecekte tarım ürünlerinin çok daha fazla ihtiyacı olacak gibi görünüyor.

Soğutulmuş, şoklanmış ürünlerin tüketiciye ulaştırılabilmesi için tedarik zincirinin birkaç halkasından geçmesi gerekiyor. Bu süreçte halkaların herhangi birinde ürünün tazeliğini ve bütünlüğünü koruması için belirlenmiş sıcaklığın altına düşmesi durumunda, ürün kalitesinde ve raf ömrü süresinde kayıp olacağından ürünlerin atılması zorunlu hale gelebilir. Bu durumda, üreticiden başlayarak zincirin halkalarında bulunan şirketler ve tüm bu sürece dahil olan herkes zarar eder. Soğuk zincirin başarısız olmasının ekonomik etkisi de büyük olur.

Buraya kadar uluslararası ticaretin zorunluluğundan ve soğuk zincirin öneminden söz ettik. Giriş bölümünün bu şekilde olmasının bir sebebi vardı; Küresel İklim Krizi ve Dünya üzerindeki etkisi.

Pandeminin başlarında insanların evlerine kapanmaları sayesinde, Dünyayı sarmış olan zehirli gazlar büyük oranda temizlenmiş, doğa nefes alabilir olmuş ve hatta Çin’de havanın temizlenmiş olması sayesinde güzelim gökyüzü görünür olmuştu. İnsanoğlunun kendi eliyle yıkıma götürmekte olduğu bu gezegenin artık nefes alması, insanların sağlıklı bir ömür sürebilmesi, son yıllarda 1-1,5 derece artış yaşanmış olan sıcaklıkların daha fazla artışına izin verilmemesi, Kuzey ile Güneyin yer değiştirmemesi gereklidir.

Artan karbon salınımı nedeniyle Dünya nefes alamıyor. Tüm Dünya ülkeleri bunun farkında ve kendi içinde çözüm arayışı içinde ancak bu konuda yavaş ilerleniyor. Salgın dönemi aslında insanlara yol gösterici oldu. Felaketler yılı olarak adlandırılan 2021, tüm Dünyada büyük yangınlara ve olumsuz hava şartlarının yaşanmasına neden oldu. Beklenmedik zamanda ve beklenmedik ülkelerde afet niteliğinde doğa olayları yaşandı. Bu durumdan pek çok tarım alanları olumsuz etkilendi ve üretim sekteye uğradı. 2022 yılı itibariyle ve sonrasında en az 1 C derece daha ısınması bekleniyor Dünyanın. Buzulların bu sıcaklık artışı nedeniyle eriyen tatlı suyunun tuzlu suya karışmasının sonucu olarak deniz canlıları popülasyonu da değişime uğramaktadır. Elimizdeki gezegeni bile koruyamazken insanlığın yaşamını devam ettirebilmesi için gerekli olan gıda ürünlerini nasıl koruyacaktık!

Küresel iklim değişiklikleri nedeniyle kıta karalarda yaşanmakta olan kuraklık, ekvator kuşağında artan sıcaklıklardan Türkiye’de payına düşeni alıyordu. Yaşanmakta olan olumsuz doğa olaylarından ülkemizde etkileniyor, bahar aylarında şiddetli yağışlar sele sebep oluyor, çıkan fırtınalar ve yağan dolu nedeniyle tarım alanları ciddi zarar görüyordu. Bu da yetmiyormuş gibi bir de yağan kar, yaşanan don nedeniyle çiçek açan ağaçlar, topraktaki mahsul zarar görüyor, yanıyor ve kuruyordu.  Uzmanlar, küresel ısınmanın aşırı derecede sıcaklığın yanı sıra aşırı soğuk havanın yol açtığı afetlere de neden olabileceği uyarısında bulundu. Türkiye’de bölgesel olarak artan sıcaklıklar ve kuruyan doğal su kaynakları nedeniyle kuraklık gözlenmeye başlandı. Pandeminin yaratmış olduğu kıtlık korkusu nedeniyle pek çok arazisi tarıma açılmış olan ülkemizde, hasat zamanı geldiğinde bu ürünlerin nerede ve ne şekilde toplanacağı sorun teşkil ediyordu. Ayrıca bu ürün çeşitlerinin toptancılara ve tüketicilere ulaştırılmasında zorluklar yaşanmaktaydı. Ne yazık ki ülkemizde soğuk zincir taşımacılığında ve depolamasındaki sıkıntı nedeniyle pek çok üründe kayıplar yaşanmakta ve bunun maliyeti ağır olmaktadır.

Türkiye’nin yedi bölgesini ayrı ayrı incelemek, her bir bölgenin kaynaklarını doğru değerlendirerek kayıpların önüne geçmek gerekmektedir. Bölgesel incelemede her bir bölgede yetiştirilen tarım ürünlerinin ülke geneline dağılımı aşağıdaki harita üzerinde net olarak gösterilmiştir. Her bir tarım ürününün ve de bölgenin özelliğine göre ekim ve hasat zamanları da farklıdır. Hem bu sebeple ve hem de küresel çaplı iklim krizi nedeniyle önce kendi içimizde kayıplara sebep olan nedenleri ortadan kaldırmalı ve daha sonra dışa açılım ile küresele destek olmalıyız. Her bir ülke kendi içinde önlemini alarak akabinde komşusuna destek olmalı.

Doğru bölgede doğru ürün ekilmeli, doğru sulama yöntemleri kullanılmalıdır. Dört mevsim üretilen her bir tarım ürününün doğru koşullarda depolanması ve muhafaza edilmesi gerekmektedir. Ayrıca her bir ürün çeşidine ait tohumların yine bölgesel olarak oluşturulacak tohum bankalarında ve bir de ana tohum bankasında rezerv edilmesi, stoklanması zorunludur. Ülkenin sahip olduğu yedi bölgenin her birinde, doğru lokasyonlarda, doğru stoklama için depo alanları inşa edilmelidir. Bölgesel depolar ile stok alanları yaratılmalıdır. Türkiye’nin en büyük eksiklerinden olan silo depolama alanları ve soğuk hava depoları ile kapalı depo alanları yine doğru lokasyonlarda kurulmalıdır. İstanbul şehrinin batısında kurulmuş zincir marketlere ait depolara benzer alanlar, ülkenin her bir bölgesinde en az birer adet kurulması gerekmektedir. Türkiye olarak buğday stokları yalnızca bizde değil küresel olarak alarm vermektedir. İnsanoğlunun en temel yiyeceği olan ekmek olmazsa olmaz bir gıdadır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde gıda güvenliği üzerine yapılan toplantıda konuşan Gro Intelligence CEO’su Sara Menker: “Bu döngüsel değil. Bu sismik bir kriz. Bu bir nesilde bir kez yaşanabilecek ve jeopolitik dönemi dramatik şekilde etkileyebilecek bir olay” değerlendirmesinde bulunuyor.

Örnek olarak İstanbul’u ele alırsak; Batısında Sakarya ve/ya İzmit, doğusunda Kırklareli ve/ya Edirne, Güneyinde Balıkesir ve/ya Bandırma gibi illerde bölgesel depolar oluşturulması yakın bir gelecekte şart olacaktır. Karadeniz Bölgesine baktığımızda; Batı Karadeniz’de bir il (Kastamonu), Doğu Karadeniz’de de başka bir il seçilmelidir (Samsun ve/ya Trabzon gibi). Bunun sebebi hem liman şehri olarak kullanılması ve hem de yurtiçine rahatlıkla ulaşımın sağlanabilmesidir. İç Anadolu Bölgesinde ise Konya ili tercih edilebilir. Ege Bölgesinde ise yine Karadeniz’de olduğu gibi en az iki şehir bölge deposu olarak seçilmesi gerekmektedir. Bu şehirlerden biri Afyonkarahisar olurken bir diğeri Manisa veya Aydın olabilir. Diğer bölgeler için yine doğru illerin seçimi ile gerekli alanların bir an önce hazırlanması şart olacaktır. Doğu Anadolu için Diyarbakır, Güneydoğu Anadolu için Kahraman Maraş vb. gibi. Bu şekilde krizlerden daha az etkilenilecek, petrol fiyatlarının artışı kaynaklı ulaştırma maliyetleri düşecektir. Dünyanın her an yaşayabileceği Ukrayna – Rusya krizi gibi bir olumsuzlukta çaresizliğe gömülmesi, gıdaya ihtiyacı olan ve Dünya nüfusunun çoğunluğunu oluşturan insanların hayatını riske ediyor. Bu iki ülke Dünyanın buğday ve arpa ihtiyacının neredeyse 1/3 ünü ve Ayçiçek yağının yarısını karşılıyor.

Demiryolu taşımacılığında yapılacak yatırımlar ile kurulacak lojistik merkezler/köyler sayesinde hem ulusal ve hem de uluslararası ulaştırma ağı gelişmiş ve büyümüş olacaktır. Bu durum ayrıca ülke içinde gerçekleşen karbon salınımında düşüşlere de sebep olarak doğanın rahat bir nefes almasını ve dolayısıyla insanların yaşam kalitesinin artmasına da katkıda bulunacaktır. Ayrıca ülkemizde gelmiş geçmiş pek çok uygarlıklar tarafından kullanılmış ve yaz kış sıcaklıkları ve nem oranları sabit olan yeraltı mağaraları neden uygun ürünler için bir saklama, depolama alanları olarak kullanılmasın! Bu alanların girişine kadar getirilecek demiryolu ile taşıma daha kolay olacaktır kanaatindeyim. ABD’de yerin metrelerce altında milyonlarca kilogram peynir saklanmış ve yine yıllar sonra gün yüzüne çıkartılarak dağıtılmış. Şu anda bile pek çok köylü yerleşim yerlerinde veya yakınında bulunan mağaraları bu iş için kullanıyor. Kayseri’de yapılmakta olan Arkeolojik kazılarda bulunan 7K yıllık Siyez buğday tohumları ekildi ve büyük verim elde edildi.

Türkiye’de bölgesel soğuk depolama alanlarına çok fazla ihtiyaç vardır. Aynı zamanda soğuk zincir taşımacılığında da adımlar atılmalı, teknolojik yatırımlar yapılmalıdır. Bölgesel olarak üretilen tarım ürünlerinin ihtiyaç duyduğu saklama koşullarına uygun depolama alanları doğru lokasyonlara inşa edilmelidir. Bu ürünlerin dünya ülkelerine ihracatları uluslararası ticarette limanlara kolay ulaşımları da sağlanarak Intermodal ve Multımodal taşıma yöntemleri ile gerçekleştirilebilecektir.

Pandemi süreci ve sonrasındaki gelişmeler Dünya üzerinde pek çok değişikliğe sebebiyet verirken; bu gezegenin kaynaklarının doğru kullanımı, gezegenin yok olmasının geciktirilmesi insanların değişmesinin gerektiği gerçeğini ortaya koymuştur.

Bu sebeple: “Küreselciliğe devam mı? yoksa “Bölgeselleşme” ye geçiş mi yapılacak? Sorusunu sorma zamanının geldiği kanaatindeyim. Ne var ki bölgeselleşme için daha zaman var düşüncesine de sahibim.

Sorunun cevabı ne olursa olsun değişmeyecek bir gerçek var. Türkiye, kendi içinde bölgelerini ve bu bölgelerde sahip olduklarını iyi muhafaza ederek zamanında kullanmasını bilmeli. Akabinde Dünya genelinde bölgeselciliğe geçiş döneminde bulunduğu bölgenin yönetimini üstlenebilmeli. Bilgi her zaman güçtür ancak zamanı geldiğinde tarımda ve gıdada zengin olan ülke güçler dengesini kurarak yönetebilir olacaktır.

Küresel İklim değişiklikleri insanlığın değişim geçirmesine sebep oldu. Aşırı ısınan hava nedeniyle yeraltında yaşamın başlaması gibi, aşırı soğuma nedeniyle de farklı yaşam tarzları ve formları türedi. İnsan değişen Dünya yaşam formuna ayak uydurmak zorunda kaldı ve bunu başardı.

 

Kaynakçalar:

https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/iklim-degisikligi-asiri-soguk-hava-nedenli-afetlere-yol-acabilir-uyarisi-1935233

https://www.webtekno.com/dunya-kuraklik-risk-haritasi-cikarildi-h111299.html

https://www.gazeteduvar.com.tr/iklim-degisikligi-2-milyon-yillik-insan-evrimini-nasil-sekillendirdi-haber-1564197

https://www.1000ciftci1000bereket.com/turkiyenin-tarim-haritasi/

http://demirtepe.org/2016/12/02/turkiye-tarim-haritasi-turkiyede-ne-yetisir/

https://www.mgm.gov.tr/tarim/uygun-ekim-zamani.aspx

https://www.bloomberght.com/kuresel-bugday-stoklari-alarm-veriyor-10-haftalik-kaldi-2306775

https://www.internethaber.com/bmden-kritik-uyari-kitlik-ve-zorunlu-kitlesel-goc-yasanabilir-2251874h.htm

https://www.chip.com.tr/galeri/abdde-yerin-altindaki-magaralarda-saklanan-milyonlarca-kiloluk-peynirin-sirri-ne_151260_4.html

https://www.haberler.com/ekonomi/7-bin-yillik-bugday-diyarbakir-da-boy-gosterdi-14976130-haberi/

1 Yorum. Yeni Yorum

  • Gürkan Kavrazlı
    13 Haziran 2022 10:20

    Küresel İklim Krizi bu yüzyılın sorunu değil sadece, Sanayi Devrimlerinin başlaması ile doğan, emekleyen ve büyüyen bir sorun. Bu soruna çözüm olabilmek için yapılan toplantılar, yapılan anlaşmalar, atılan imzalar maalesef kağıt üzerinde kalıyor. Fosil yakıta olan bağlılık, elde edilen kazanç tatlı geliyor ve bugün kazananlar yarının kaybedenleri olacaklar. Bu krizin yarattığı ve pek çok ülkenin gebe kaldığı kuraklık sorunu dünya üzerinde tarımda ciddi kayıplara ve bu durumda kıtlığa sebebiyet verecek. Kendi kaynaklarını kullanmayarak mandası altında bulunan ülkelerin kaynaklarını kullanan gelişmiş ülkeler, kaynak açısından lider olacak yine dünyaya hükmedeceklerdir. Yazarın da dediği gibi: “Filler tepişir, çimler ezilir.” ancak ne var ki bu dünya hepimizin.

    Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.
You need to agree with the terms to proceed

Menü